5 Ekim 2014

Zorunlu din dersi







Evrensel Pazar  5 Ekim 2014

Dikran M. ZENGİNKUZUCU
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde tarihi sözlerinden birine daha imza attı. Erdoğan geçen hafta Yeşilay amblemi altında yaptığı konuşmada AİHM’nin bir kararına kızarak şöyle konuştu: “Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur.”
İlk okunduğunda ne demek istediği pek anlaşılamayan, espri konusu olan ancak amacı ve doğrultusu çok tehlikeli bir yöne gidecek bu anlayış Erdoğan tarafından “Zorunlu din kültürünü kaldırırsanız onun yerine uyuşturucu, şiddet, ırkçılık gelir” şeklinde savunuldu. Ardından da Davutoğlu konuyla ilgili zorunlu din dersinin ve İmam Hatip Okullarının din eğitimini kontrol altında tutarak ve dini değerleri topluma yayarak çevremizdeki (IŞİD’i ima ederek) radikalleşmeye karşı bizi koruyacak yegâne yol olduğunu ifade etti.

27 Ağustos 2014

Etyen Mahçupyan'ın 'en hakiki sınavı'nda ne yapmalı?







27 Ağustos 2014


Etyen Mahçupyan 3 Ağustos 2014 tarihli Akşam Gazetesi’nde “Azınlıkların en hakiki sorusu” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazı Azınlıkların(1) Tek Parti döneminde yaşadıkları devletçi-bürokrat baskılarla yaşadıkları dışlanma sonucu kendi içlerine kapanarak ve Müslüman kitleyi küçük görerek bir nevi savunma mekanizması geliştirdiklerini ancak bu tutumun bugün “AKP’nin taşımakta olduğu ihtilalci değişim sürecinde halen çözemedikleri bir ikilemle karşı karşıya” kalmalarına yol açtığından bahsediyordu.
Mahçupyan’ın bu tezini bir takım tarihsel argümanlarla desteklemesinin yanı sıra Yahudi cemaatinin büyük kısmının Sözcü gazetesi okuduğu iddiasına dayandırması biraz şaşkınlık biraz da kızgınlıkla karşılandı. Özellikle İsrail’in Gazze’yi bombaladığı bir dönemde kaleme alınan yazı Yahudi cemaatini öne atmasıyla tahrik edici bulundu, bir de üstüne Erdoğan’ın “Affedersiniz bana daha kötü şeylerle Ermeni dediler” açıklaması gelince yazı iyice açığa düştü.

25 Ağustos 2014

Affedersiniz...









Evrensel Pazar 10 Ağustos 2014


Dikran M. ZENGİNKUZUCU

Geçen hafta içi bir TV röportajında canlı yayında Başbakan’ın ağzından acıklı şekilde “Bana Gürcü, affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyenler oldu” sözleri döküldü.
Tabi Başbakan’ın acısını biz de derinden hissettik…
Bunun için yüzyıllar hatta bin yıllar boyunca bu coğrafyada tüm akınlara, savaşlara, kırımlara, asimilasyona karşın kültürümüzü korumayı başardığımız, bu topraklar üzerinde komşularımızdan farklı ama uyumlu olarak varlığımızı sürdürmekte inat ettiğimiz için affedersiniz…
Affedersiniz atalarımızın “20. yüzyılın başındaki koşullarda tehcir sırasında” kendi kendini kırarak sizi üzüntülere sürüklediği için…

4 Ağustos 2014

2 Turlu Seçim “Delikanlılığı” Bozar…









6 Ağustos 2014


http://www.demokrathaber.net/2-turlu-secim-delikanliligi-bozar-makale,7791.html


10 Ağustos’ta Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gidiyor. Yurtdışında oy kullanımı başladı da bitti bile… Türkiye siyasal sisteminde ve geleneğinde Cumhurbaşkanının yeri ve seçilme yöntemi hakkındaki tartışmayı bir yana bırakalım. Aslında bu seçim Türkiye’nin siyasal sisteminde bir değişikliğin simgesel ve pratik olarak bir göstergesidir.
Artık, Tanzimat ve Cumhuriyet dönemine şekil veren, birçok kurumunu Devrim Fransa’sından ödünç alınan 150 yıllık bir geleneğe nokta koyuluyor. İlhamını pozitivist Fransa’dan alan Osmanlı-Türk modernleşmesi içerisinde ulusçuluğun ve geç-uluslaşma sürecinin itici gücünü oluşturan bir ittifak olarak İttihat ve Terakki padişahın tek adamlığına karşı milli iradenin cisimleştiği ve temsil edildiği parlamentarizmi benimsemişti. Cumhuriyet döneminin Rousseau’nun çoğunlukçu “genel iradesini” temsil eden Parti ve Meclis’i de bu geleneği sürdürmüştür. 1961 Anayasası yine parlamentarizmi kabul ederken devletin bekçisi olarak ve vesayeti temsilen Cumhurbaşkanının konumunu ve Anayasal Kurumları düzenlemiştir. 1982 Anayasası ise

27 Haziran 2014

Din, Mit ve Vicdani Ret




  Evrensel Pazar - 22 Haziran 2014

http://www.evrensel.net/haber/86764/din-mit-ve-vicdani-ret.html#.U61N6fniIwY

Dikran M. ZENGİNKUZUCU*

“Ve artık savaşmayı öğrenmeyecekler” 
(Kitab-ı Mukaddes, İşaya 2:4)

AİHM aybaşında Türkiye’yi bir vicdani ret davasında daha suçlu buldu. Yehova Şahidi 4 kişinin başvurusunu karara bağlayan Mahkeme oybirliği ile Türkiye’nin adil yargılanma hakkı, insanlık dışı ya da onur kırıcı işlem yasağı ile düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü ihlal ettiğini tespit etti. 1
* * *
Yehova’nın Şahitleri 1870’lerde ABD’de Charles T. Russell ve J. Franklin Rutterford’un öncülüğünde bir grubun özellikle Yuhanna’nın İncil’in son kitabı olan “Vahiy”sinde aktardığı rüyasını yeniden yorumlamaları ve Kitab-ı Mukaddes’e yeni bir doktriner yaklaşım getirmeleri ile ortaya çıkmış bir dini akımdır. Tevrat, Mezmurlar ve İncil’den oluşan Kitab-ı Mukaddes’in bütününü okur ve kabul ederler. Sami dillerinde yalnızca sessiz harfler yazıldığından Eski Ahit’te Y,H,V,H harfleri kullanılarak yazılan Tanrı’nın ismi Yahveh ya da Yehovah olarak seslendirilmiştir. O’nu takip ettiklerini

21 Nisan 2014







20 Nisan 2014



Gelme Doktor Çarası Yoktur…
Dikran M. Zenginkuzucu
Der Zor çöllerinde yaralı çoktur
Gelme Doktor gelme çarası yoktur
Bir Allah'tan gayrı heç kimsem yoktur
(Milletin) uğruna giden ermeni…
Der Zor çöllerinde bayıldım kaldım
Harçlığım tükendi evladım sattım
Ana ben bu candan bıktım usandım
(Milletin) uğruna giden ermeni

Tüm ağıtlar acıdır, vicdanımıza dokunur.
Ancak öyle bir ağıt düşünün ki bir halk aç susuz çöllere düşmüş, belki kurtulur diye çocuğunu yabancılara emanet etmiş…
O denli bir vahşet ve çaresizlik içinde ki canından ümidi kalmamış, “aman” dileyeceğine artık doktora “gelme faydası yok” diyor…
Kim derdi ki bu halk daha birkaç yıl önce, 1913’de bugünkü Gezi Parkı’nın yerinde İstanbul Taksim Gazinosu bahçesinde Ermeni alfabesinin 1500üncü ve ilk Ermeni kitabının basımının 400üncü yılını kutlarken onur davetlileri Talat Paşa, Cemal Paşa, Enver Paşa idi…
Ve kim derdi ki dönemin önde gelen Ermeni yazarı ve aydını, aynı zamanda da Mebus Krikor Zohrab o kutlamadan iki yıl sonra inandığı ve güvendiği İttihatçı Paşaların emriyle Haydarpaşa’dan trene bindirilen ve bir daha dönmeyen 220 aydının içerisinde olacaktı…

11 Şubat 2014

“Halkoylamasını Yeniden Düşünmek”, Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, 2013, s. 1 – 21.

 

Özet

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca Anayasa değişiklikleri için referandum düzenlemektedir. Ancak, gerek güncel tartışmalar gerekse de yeni Anayasa hazırlama çalışmaları çerçevesinde, halkoylaması tekrar gündeme gelmiştir. Halkoylaması seçmenlerin kendisini doğrudan ilgilendiren konular ya da siyasalar hakkında oy kullanması yoluyla temsili demokraside karar alma sürecine katılımını sağlayan bir yöntemdir. Halkoylamasının yasal ve uygulamaya yönelik çerçevesini çizerken, çoğulcu demokrasiyi destekleyen ve siyasal katılımı teşvik eden bir yaklaşım esas olmalıdır. Bu makale, önde gelen demokratik ülkelerdeki halkoylamasının hukuksal çerçeveleri ve usullerini inceleyerek Türkiye Anayasal Sistemi için önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Halkoylaması, referandum, plebisit, halk girişimi, temsili demokrasi, siyasi katılım.

Abstract

The Constitution of the Republic of Turkey regulates only referendum for constitutional amendments. However, as a result of actual discussions and the process of new Constitution preparation, referendum once more came into question. A popular vote enables citizens to take part in the decision making process of representative democracy by allowing them to vote on issues or policies that concern them directly. It is essential to maintain an approach that encourages political participation and supports pluralist democracy while designing the legal and operational framework of the referendum. This article seeks to formulate proposals for the Turkish Constitutional System by analyzing the legal framework and procedural elements of referendum in consolidated democracies.

Key Words: Popular vote, referendum, plebiscite, citizen initiative,  representative democracy, political participation.

YAZIYA GİT >>>>

28 Ocak 2014

Manidar zamanlar...




 

Evrensel Pazar - 26 Ocak 2014


http://www.evrensel.net/haber/77110/manidar-zamanlar.html#.UuTDvri9JRI.facebook


Dikran M. ZENGİNKUZUCU*
Başbakan Erdoğan, Hükümet ve çevresi son zamanlarda kendilerine karşı her hareketi Cemaatin devlet içindeki paralel yapılanmasının organize ettiği dış bağlantılı bir komplo, darbe girişimi olduğunu söyleyerek, zamanlamasını çok manidar buluyor. Tamam da… Biz de;
Başbakanın Cemaate “bugüne kadar ne istediniz de yapmadık” demesini çok manidar buluyoruz…
Bugüne kadar birlikte çevirdikleri dolapları manidar buluyoruz…
Kentsel dönüşüm, turizm bölgeleri, 2B’ler, mega projeler ile kentler, ormanlar yağmalanırken Erdoğan Bayraktar’ın istifasında “imar planları Başbakanın talimatıyla değişti” demesini manidar buluyoruz…

20 Ocak 2014

Bir sevgi ve nefret projesi: Hrant Dink







Evrensel Pazar - 19 Ocak 2014

 http://www.evrensel.net/haber/76664/bir-sevgi-ve-nefret-projesi-hrant-dink.html


Dikran M. ZENGİNKUZUCU*Hrant Dink hakkında o meşhur yazı sonrası TCK 301’den “Türklüğe hakaret” davası açılmıştı. Yazıdaki cümleler bağlamından koparılmış, apayrı bir anlam yüklenerek Hrant Dink kamuoyu önünde teşhir edilmişti. Bu ülkede Türklüğe laf etmek ne büyük bir suçtur. Hele bunu yapan bir Ermeni ise affı olamaz… Av. Kemal Kerinçsiz ve timi ilk önce Orhan Pamuk davası çıkışında yumurta şovu sırasında Hrant Dink’e “Ermeni p…”, “gebereceksin” gibi taciz ve tehditler ardından “Türklüğe hakaret” davası çıkışında da tekmeler, küfürler ve tükürüklere boğuyordu. Evet, o “tükürük” anlam olarak hepsinden ayrıydı. “Yüce Türk milleti” adına gereken yapılmış, kendini bilmezlere gerekli aşağılayıcı muamele yapılmıştı.

Yeni paralel yapı bulundu







Evrensel Pazar - 12 Ocak 2014

http://www.evrensel.net/haber/76156/yeni-paralel-yapi-bulundu.html



Dikran M. ZENGİNKUZUCUAslında Türkiye’de 100’ün üzerinde gazeteci tutuklu olmayacakmış da gazeteleri zor yaşayan, matbaa bulamayan, dağıtamayan azınlık gazeteleri hükümeti ve yargıyı manipüle ediyorlarmış… Aslında bu gazetecilerin KCK ile ilişkilendirilerek ya da devlete karşı suçlardan içeride tutulmalarına, TMK’nın kaldırılmamasına ve KCK tutuklularının özgür bırakılmamasına “Türklüğe hakaret” etti diye yargılanan, kamuoyu önünde linç edilen, sonunda da öldürülen Hrant Dink’in arkadaşları neden olmuş…