3 Aralık 2013

Şanghay yolunda






Evrensel Pazar - 1 Aralık 2013


http://www.evrensel.net/haber/73161/sanghay-yolunda.html


Şanghay Yolunda


Dikran M. ZENGİNKUZUCU*
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen haftaki Rusya Federasyonu gezisinin sonunda Vladimir Putin ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Şanghay İşbirliği Teşkilatına gelin Türkiye’yi alın, bizi de AB sıkıntısından kurtarın” dedi. Aslında, Erdoğan 2007 yılından beri Şanghay 5’lisi diye bilinen Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) katılmak istediğini 3 kez daha dile getirmişti. 2007–2011 arasındaki başarısız üyelik girişimlerinin ardından Türkiye’nin “Diyalog Ortağı” olma isteği 2012’de kabul edildi. 2013 başında da Dışişleri Bakanlığı ŞİÖ’de “Gözlemci Devlet” statüsüne yükselmeyi amaçlandığını açıkladı1. Erdoğan da neyi kastettiğini pek de kimsenin çözemediği AB’deki İslamofobiye karşı Şanghay grubunun demokratikliğinden bahsetti ve “AB bizi oyalarsa biz de alternatif ararız, Şanghay 5’lisi bizi kabul etsin, AB’ye hoşçakal deriz” dedi. Erdoğan “ŞİÖ daha iyi, daha güçlü ve onun üyeleriyle aynı değerleri paylaşıyoruz” açıklamasında da bulundu. Batı’yı rahatsız eden bu açıklamalara karşı Cumhurbaşkanı Gül “ŞİÖ AB’ye bir alternatif değil, biz AB kriterlerini uygulamaya devam edeceğiz” şeklinde yumuşatıcı bir dil kullandı.

25 Kasım 2013

Bir katliamdan ötesi: Kuşkonar kararı






Evrensel Pazar - 24 Kasım 2013


http://www.evrensel.net/haber/72659/bir-katliamdan-otesi-kuskonar-karari.html

 

Bir katliamdan ötesi: Kuşkonar kararı


Dikran M. ZENGİNKUZUCU* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 7 Kasım’da “Kuşkonar katliamı” davasında kararını açıkladı ve Türkiye’yi bombalama olayından ve ölümlerden doğrudan sorumlu buldu2. 26 Mart 1994 tarihinde Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar korucu olmayı kabul etmeyen ve devletin PKK’ya yardımcı olduklarını düşündüğü Şırnak’a bağlı Kuşkonar ve Koçağıllı köylerini bombalamış, sabah saatlerinde erkekler tarlada çalıştıkları için çoğu çocuk, kadın ve yaşlı 38 kişi yaşamını yitirmiş ve 13 kişi yaralanmıştı. Görgü tanıkları askeri uçak ve helikopterlerin köylerini bombaladığını belirtirken resmî makamlar –bilindik şekilde- katliamın köylülerin Newroz kutlamalarına katılmayı reddetmiş olmaları nedeniyle PKK tarafından yapıldığını öne sürmüştü ve soruşturmalar sonuçsuz kalmıştı.

18 Kasım 2013

Çocukların ağır romanı

 

Evrensel Pazar - 17 Kasım 2013


http://www.evrensel.net/haber/72204/cocuklarin-agir-romani.html


Çocukların ağır romanı

Dikran M. Zenginkuzucu

20 Kasım Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (ÇHS) BM Genel Kurulu tarafından 1989 yılında kabul edilmesinin yıldönümü. Türkiye’de 23 Nisan’da kutlanan çocuk günü dünyada 20 Kasım’da kutlanıyor. ÇHS bugün için BM’nin en geniş katılımlı Uluslararası Sözleşmesi durumundadır1. ÇHS 2. Maddesi çocuklara karşı her türlü ayrımcılığı yasaklar, 28. Madde eğitim hakkını, 30. Madde azınlık çocuklarının haklarını düzenler. Ancak dünyanın her yerinde çocuklar, özellikle de etnik, dinsel, kültürel azınlık çocukları, göçmen çocuklar ayrımcılık ile yüzleşmektedirler. Bu ayrımcılığın bir tezahürünü Evrensel Gazetesi Eylül’ün son günlerinde gündeme taşıdı. Habere göre Çanakkale Mustafa Kemal İlkokulu’nda Roman kökenli öğrenciler diğer öğrencilerden ayrılarak bir sınıfa toplanmıştı, diğer sınıfların mevcudu 24–27 öğrenci iken 2/B sınıfında sadece Romanlardan oluşan

11 Kasım 2013

Akademi özgürlük, ifade özgürlüğü ve nefret








 Evrensel Pazar - 10 Kasım 2013


http://www.evrensel.net/haber/71742/akademi-ozgurluk-ifade-ozgurlugu-ve-nefret.html

 
 

Akademi özgürlük, ifade özgürlüğü ve nefret

 
Dikran M. Zenginkuzucu

Geçenlerde gazetelerden okuduğumuz kadarı ile Rotterdam İslam Üniversitesi (RİÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz bir yazısında “Gezi Parkı olayları, dinsizler, PKK’liler, sarhoşlar, faizciler ve CHP zihniyeti tarafından tertipleniyor” ifadelerini kullanmış ve “Gezi Parkı’nda hükümete karşı olanlar… Cami düşmanı mimarlar, komünist sendika liderleri, Müslümanları katleden Esadçılar, Alevilikten nasibi olmayan ve o adı kullanan dinsizler. Yani kısaca Avrupai yaşayan ailelerin çocukları, Ermeniler gibi Türk ve Müslüman olmayan aile çocukları” şeklinde devam etmiş (Radikal, 19.10.2013). Anlaşılıyor ki Rektör şehir planlamacılarını, mimarları Cami düşmanı olarak görüyor, protestolarda yer alanları dinsiz, komünist gibi sıfatlarla (sanırım kötü anlamda kullanıyor) ihbar ediyor, onları Müslüman katili ilan ediyor ve en sonu Türk ve Müslüman olmayanları –Ermeni kelimesini kullanarak da pekiştiriyor- ve seküler çevreleri hükümete karşı dinsiz darbeciler olarak nitelendiriyor. RİÜ hakkında internette kısa bir tarama yapıldığında 1997’de kurulduğunu, tek

3 Kasım 2013

Kimden nefret etmeli kimden etmemeli?





 
 

Evrensel Pazar - 3 Kasım 2013

 

http://www.evrensel.net/haber/71224/kimden-nefret-etmeli-kimden-etmemeli.html

 

Kimden nefret etmeli kimden etmemeli?

 
Dikran M. Zenginkuzucu

Başbakan Erdoğan’ın 30 Eylül’de açıkladığı “demokratikleşme” paketi üzerine “katılım” ve “Mor Gabriel Manastırı arazisinin iadesi” hakkındaki görüşlerimi daha önce bu sayfalarda paylaşma imkânı bulmuştum. Kendi açımdan “demokratikleşme paketi”nin içeriğinde en önemsediğim başlıklar nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadele oldu. Açıklamaların tatmin ediciliğinden değil ancak demokratikleşmede doğru başlıklar olduklarından…

20 Ekim 2013

Afrika'nın yeni sömürgecileri ve mülteciler

 

 Evrensel Pazar - 20 Ekim 2013


http://www.evrensel.net/haber/70381/afrikanin-yeni-somurgecileri-ve-multeciler.html

Afrika'nın yeni sömürgecileri ve mülteciler


“Zalimlerden ve mazlumlardan arınmış birleşik bir dünyanın mümkün ve kaçınılmaz olduğuna inanıyoruz… Oraya ulaşmak için gerçeği görmekle başlamalıyız…”
Omali Yeshitela (Afrika Enternasyonalisti)
3 Ekim günü İtalya’dan gelen şok edici bir haberle sarsıldık. İtalya’nın güneyinde Lampedusa adası açıklarında yaklaşık 500 Afrikalı göçmeni taşıyan bir tekne batmıştı ve 350’nin üzerinde ölü vardı. Teknenin yardım istemek amacıyla atılan bir işaret fişeğinin neden olduğu yangın sonucu battığını açıkladı. Bu felaketin etkisi atlatılamadan geçen hafta Somali ve Eritreli 400 göçmeni taşıyan bir başka tekne yine Lampedusa’nın 130 km açığında battı ve açıklamalara göre 33 kişi hayatını kaybetti. Bazılarına göre Libya sahil güvenliği, diğerlerine göre ise rakip göçmen taşıma çetelerinin işiydi bu…

13 Ekim 2013

Mor Gabriel: Kimin malı kime…



Evrensel Pazar - 13 Ekim 2013


http://www.evrensel.net/haber/69965/mor-gabriel-kimin-mali-kime.html#.Ulprmz-Ecrc.twitter

Mor Gabriel: Kimin malı kime…

 
Dikran M. Zenginkuzucu

Başbakanın 30 Eylül’de açıkladığı “demokratikleşme paketi”nde gayrimüslim azılıklarla ilgili en somut madde Süryani cemaati için büyük önem taşıyan “Mor Gabriel Manastırı”nın arazileri ile ilgili olandı. Sevinelim mi?
Süryaniler kökenleri 5000 yıla dayanan Mezopotamya halklarının mirasçısı semitik bir topluluktur ve bölgenin diğer meskûn topluluklarıyla birlikte ilk Hıristiyanlaşan halklardan olmuşlardır. Asur sonrası Süryanilerin tarihi istilalar, sürgünler ve bölünmelerle geçer, ancak 20. yüzyıla kadar tarihi topraklarında yaşamaya devam ederler. 20. yüzyıl başında Anadolu’da bazı yazarlara göre 600 bin Süryani bulunurken bu dönemde yaşanan kıyımlardan ve etnik temizlikten paylarına düşeni almışlar, önce Ortadoğu’ya oradan da Batı ülkelerine göçmüşlerdir. Cumhuriyet döneminde de baskılar ve zorunlu göçler devam etmiştir. 1990 sonrasında ise kirli savaş, korucu saldırıları, faili meçhuller ve kaçırmalar nedeniyle bölgeden kaçış sürmüştür. Bugün Türkiye’de yaklaşık 24 bin Süryani yurttaşın bulunduğu tahmin edilirken Midyat ve çevresinde ise 300 kadar Süryani olduğu söylenmektedir.

6 Ekim 2013

Katılımsız demokratikleşme






 
 


Evrensel Pazar - 6 Ekim 2013



http://www.evrensel.net/news.php?id=69775

  • Katılımsız demokratikleşme
  • Dikran M. Zenginkuzucu
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 30 Eylül’de “demokratikleşme paketi”ni açıkladı. Uzun süredir “hazırlıyoruz, açıklayacağız” şeklinde tanıtımı yapılan paket sanırım kimseye sorulmadan, tartışılmadan “yaptım-açıkladım-oldu” demokratikleşme modeliyle literatüre geçmiş oldu. Paketin içeriği çoğu çevrelerde sığ, hiçbir somut gelişme sağlamayan, yetersiz gibi değerlendirmelere tabi tutulurken bu kez “yetmez ama evet” havası dahi yaratmamış görünüyor. Paketi savunan ya da daha iyimser kesimler ise bunun bir yol haritası olduğunu, uygulama süreci içerisinde paketin tartışılabileceğini ve paketin devamının geleceğini belirtmektedirler. Ancak ülkenin bir “seçimler maratonu” eşiğinde olduğu, toplumun birçok kesiminde taleplerin somutlaştığı bir dönemde daha hazır ve taleplere cevap verebilecek bir paket beklentisi boşa çıkmış gözüküyor. Özellikle pakette Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin, LGBT bireylerin ve hatta sıradan “sokaktaki” demokratın taleplerini karşılayacak somut bir düzenleme ya da vurgunun bulunmaması bu durumun bir göstergesidir. Başbakan lansman(!) toplantısında paketin hazırlanış aşamasında bir “pazarlık” söz konusu olmadığı özellikle vurguladı. Keşke pazarlığın hatta pazarlıkların yapıldığı, görüş ve talepleriyle pakete katkı vermiş uzun bir liste sayabilseydi. Sınırlı

22 Eylül 2013

Hoşgörü mü din ve vicdan özgürlüğü mü?

 





 
 


Evrensel Pazar - 22 Eylül 2013

 
http://www.evrensel.net/news.php?id=68673


  • Hoşgörü mü din ve vicdan özgürlüğü mü?

  • Dikran M. Zenginkuzucu


Fethullah Gülen ile Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın ortak projesi cami-cemevi–aş evinin 8 Eylül’deki temel atma töreninde kıyamet koptu. Bir taraf bu projeyi birlik ve bin yılın barış projesi olarak takdim ederken, diğerleri bu projeyi aleviler üzerinde yürütülen asimilasyon çalışmalarının yeni bir evresi olarak gördü.
Açılış töreninde Hükümet adına konuşan Faruk Çelik “Türkiye’nin birlik, beraberlik, kardeşlik ve hoşgörü adına tarihi bir gün yaşadığını” söyledi. Anlayışla karşılama, müsamaha, tolerans hoşgörü sözü ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin kendi içinde katlanma, görmezden gelme ve hatta göz yumma anlamı taşımaktadır. Yani hoşgörü içinde bir üstünlük taslamadır. Zaten tolerans kavramı Batı’da da özde din baskısından karşı ortaya çıktığı görülmektedir. Oysa eşit bir ilişkinin tarafların birbirlerinin varlığına saygı ve haklarını tanıması üzerine inşa edilmesi gereklidir.

10 Eylül 2013

Görüş /// Ulus Aşırı Şirket - Ulus Üstü Hukuk


Henüz II. Dünya Savaşı sürerken 1944’de toplanan 44 devletin temsil edildiği Bretton Woods Konferansı’nda yeni uluslararası ekonomik rejimin ana politikası belirlenmişti. Geçmişin koruyucu ulusal ekonomik politikalarına karşı yeni rejimin ana politikaları arasında serbest ticaretin ve yabancı yatırım akışının önündeki engellerin kaldırılması ana maddelerdi. Bretton Woods Konferansı sonunda uluslararası para politikalarının sürdürülmesi amacıyla IMF, gelişmekte olan ülkelere yardım programları geliştirmek amacıyla Dünya Bankası (DB) kurulmuş ve serbest ticaretin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla gümrük duvarlarının indirilmesi işlevini sürdürecek GATT Anlaşmaları hazırlanmıştır. Uluslararası ekonominin ve politikanın düsturu artık tartışılmaz olarak, sermayenin ve yatırımların uluslararası serbest dolaşımının gerek ülkelerin ekonomik gelişimine gerekse de küresel barışa yol açacağıdır.

8 Eylül 2013

Dolgu kamusal alan olur mu?

 

Evrensel Pazar - 8 Eylül 2013


http://www.evrensel.net/news.php?id=67265

    • Dolgu kamusal alan olur mu?
    • Dikran M. Zenginkuzucu

Gezi Parkı olaylarıyla birlikte yeni bir “kamusal alan” tartışması başladı. Türkçede “kamusal alan” sözünü farklı anlamlarla kullanabiliyoruz. Bir çoğumuz “kamusal alan” denilince devlet ve devlet ile bağlantılı kurumları anlıyor. TDK “kamusal alan”ı “kamuya ait, kamuyla ilgili işlerin yapıldığı yer” olarak tanımlıyor. Kamuda başörtü tartışmalarını hatırlayalım. 2007 yılındaki meşhur Danıştay kararı gazeteler tarafından “Danıştay’dan Başörtüsü İçin ‘Kamusal Alan’ Kararı” başlıklarıyla verilmişti. Hatta Danıştay Başkanı Çetinkaya’nın “Kamusal alanı sokağa taşıyorlar” eleştirilerine “kamusal alanı genişletmiyoruz” sözüyle yanıt verdiğini de görüyoruz. Demek ki “kamusal alan” dışarıda değil kamu binaları içerisindeymiş… Bazılarımız ise halkın ortak faydalandığı park, bahçe, sokak, pazar,

11 Ağustos 2013

Soy kodu ya da malumun ilanı


 Evrensel Pazar - 11 Ağustos 2013 


http://www.evrensel.net/news.php?id=64638

Soy kodu ya da malumun ilanı

Dikran M. Zenginkuzucu*
 
Agos Gazetesi’nin 2 Ağustos tarihli sayısında gerçekte tüm laik ve demokratik ülkelerde şok yaratacak bir haber yayımlandı. Ancak bu haberin özellikle gayrimüslim yurttaşlar ile ülke gerçeklerinden bihaber yaşamayan kesimlerde bir şaşkınlık dışında malumun ilamından öte çok büyük şok yarattığını söylemek de zor.
Haberden anlaşıldığına göre ailesi geçmişte bir nedenle (!) Müslümanlaşmış bir kadın daha sonradan inanç değiştirerek, Ermeni Kilisesi’ne bağlanıyor. Kendi nüfus kâğıdındaki din hanesine Hıristiyan yazdıran kadının çocuğunun din hanesi ‘Müslüman’ olarak kalıyor. Çiftin çocuklarını kaydettirmek istedikleri Ermeni Okulu ise “Milli Eğitim’den okula kayıt yaptırmanızda bir sakınca olmadığına dair resmi izin belgesi alın” diyor. Milli Eğitim’den gelen yazının son paragrafı ise gizli bir uygulamayı tüm çıplaklığıyla anlatıyor;

10 Ağustos 2013

Görüş /// 1, 2, 3 Köprü Yetmez…


Yüksek Hızlı Tren yolunda sel ve erozyon tehlikesine karşı ağaçlandırma yapılacakmış (Radikal, 10.08.2013). Demek ki ağaç bir gün herkese lazım olabilirmiş… Gezi parkında ağaç nöbeti tutan darbecilere (1) sabahın beşinde gaz sıkmaya gerek yokmuş… Aslında yol boyu AVM yapsaydık… hem rüzgarı da keser…

Evet, her köprü yapımından önce ortaya çıkan kafası basmayan itirazcılara ben de katıldım…

Başbakanımız 10 yılda Amazon ormanları kadar ağaç diktiğini iddia ede dursun (Sabah 6 Haziran 2013) 3. Köprü için 2 milyon ağacın kesilmesi söz konusu. İstanbul Batıdan Tekirdağ Doğudan Kocaeli ile birleşmişken doğal yaşam alanı olan Kuzey bölgesi de 3. Köprü, yeni Havalimanı gibi projelerle yok edilecek.
 

7 Ağustos 2013

“Şemsiye Klozların ICSID Hakem Mahkemesinin Yargı Yetkisine Etkisi”: Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, 2013/1, s. 165 - 189.


Şemsiye kloz (umbrella clause, clause de couverture), çok sayıda uluslararası yatırım sözleşmesinde özellikle de iki taraflı yatırım antlaşmalarında rastlanan bir hükümdür. Doğrudan yabancı yatırımların geniş ve güçlü güven talepleri sonucu uluslararası tahkim, yatırım uyuşmazlıklarının çözümünde ana ve en etkin araç haline gelmiştir. Bu süreçte, ICSID Tahkim Merkezi, devlet ile yabancı yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde ana kurum haline gelmiştir. Bu makalenin amacı yabancı yatırımcıların imtiyaz sözleşmeleri/şartlaşmalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarını ICSID hakemlik mahkemesine taşımalarında şemsiye klozların işlevini ve etkisini değerlendirmektir. Bu bağlamda, şemsiye klozların, ICSID hakem heyetlerinin yargı yetkisi üzerindeki etkisiyle ilgili hakem kararları irdelenecektir.

The umbrella clause is a provision that appears in a large number of international investment treaties, especially in BITs. International arbitration became the major and most effective means of investment dispute settlement as a result of foreign direct investment’s widespread and strong demands of confidence. In this period, ICSID Arbitration Centre became the main institution for the dispute settlement between states and foreign investors. The aim of the present article is to discuss the effect and function of umbrella clauses in the submission of the disputes arising out of contractual claims of foreign investors to the ICSID Arbitration Centre. In this context, the article will refer to the relevant ICSID arbitral awards related to the effects of umbrella clauses on the jurisdiction of the ICSID arbitral tribunals.

Anahtar Kelimeler: ICSID, yargı yetkisi, yatırım hakemliği, ikili yatırım sözleşmeleri, şemsiye kloz, şartlaşma iddiaları, yatırım sözleşmesi iddiaları

          Keywords:
ICSID, jurisdiction, investment treaty arbitration, bilateral investment treaties, umbrella clause, contractual claims, investment treaty claims


“Turkey: Ratification of the ICSID Convention and the Enforcement of ICSID Arbitral Awards”: International Arbitration Law Review, Sweet&Maxwell, no: 2012/6, s: 209 – 218.


International arbitration became the major and most effective means of investment dispute settlement as a result of foreign direct investment’s widespread and strong demands for confidence. In this period, ICSID mechanism became the main institution for the dispute settlement between States and foreign investors. The recognition and enforcement mechanism may be cited as one of the most distinctive and important regulation of ICSID Convention.

Turkey signed a number of bilateral investment treaties after 1980 and ICSID Convention in 1987. However, Turkey made a series of notification in the ratification instrument relating jurisdiction of the Centre and dispute settlement procedure between Contracting States on the interpretation and application of the Convention.

This article aims at giving preliminary and prominent knowledge on the place and force of ICSID Convention in Turkish law and the execution of ICSID arbitral awards in Turkey. In this context, the present article is focusing firstly on the force of Turkeys’ notifications and reservation during the ratification of ICSID Convention; secondly the article discusses the jurisdiction of the Centre with regard to investment disputes whose one party being Turkey and finally the article describes the recognition procedure of ICSID arbitral awards in Turkey and enforcement in Turkey of an ICSID Arbitration Tribunal award against an investor, Turkey and a 3rd Contracting State.

Keywords: FDI, BIT, Turkey; ICSID



 

Uluslararası Ticaret ve Yatırım Uyuşmazlıklarının Dostane Çözümü – Kurumlar Kurallar Süreçler, Legal Yayınları, İstanbul, 2013.


Uluslararası Ticaret ve Yatırım Uyuşmazlıklarının Dostane Çözümüne İlişkin Temel Metinler, Legal Yayınları, İstanbul, 2013.



 


Devlet ve Yabancı Yatırımcılar arasındaki Uyuşmazlıkların Çözümünde Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi (ICSID)’nin Kuruluşu ve İşlevi, Legal Yayınları, İstanbul, 2012.